Erdoğan mülteci kartını mı oynuyor? Yunanistan’a mülteci akını

Suriye ordusunun Rusya ve İran desteği ile İdlib’e başlattığı harekat, Türkiye’nin güney sınırına 500 bine yakın insanın yığılmasına neden oldu.

Hama’nın kuzeyinde başarılı bir şekilde muhaliflerin sahip olduğu alanları ele geçiren Suriye ordusu, İdlib’in neredeyse her yerleşim alanına kara ve hava vasıtaları ile saldırılar düzenleyerek büyük bir insan hareketliliğine neden olmuştu.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bazı üst düzey isimlerden yapılan açıklamalarla yaşananların yeni bir “mülteci” dalgasına dönüşeceğinden endişe ettiklerini dile getirmişlerdi. Rusya ve İran ile İdlib’de catışmasızlık ve kısmi silahsızlandırma amacıyla Astana ve Soçi süreçlerini yürüten Türkiye, Suriye ordusunun saldırılarının durdurulması için söz konusu ülkelere çağrıda bulunmuştu.

Rusya ve İran karşısında oldukça kırılgan bir pozisyonda yer alan Türkiye, batı desteği ile kırılganlığını tahkim etmeye çalıştı. Bunu da Erdoğan’ın “mülteci akını” söylemleri ile sağlamaya çalıştı. Avrupa’da 2014 yılından bu yana pek çok partinin ve ismin seçim kaybetmesi ya da yükselmesine neden olan “mülteciler”, Türkiye tarafından AB’nin maddi desteğine karşılık Türkiye’de yaşıyorlar.

Ancak, Türkiye AB ile gerçekleştirdiği maddi destek karşılığı multeciler anlaşmasını revize etmek ve elini hem iç politikada hem de dış politikada güçlendirmek istiyor. Bunu da AB’nin korkularını sürekli bir sekilde dile getirme ile yapmayı tercih ediyordu.

YUNANİSTAN’A MÜLTECİ AKINI

Ağustos ve Eylül ayı, Erdoğan’ın AB’yi mülteci akını söylemleri ile sinirli kalmayarak, mültecilerin Yunanistan’a geçişlerini 2014-15’e kıyasla hayli az olsa da kolaylaştırmış olduğunu gösteriyor. Ağustos ayından 9 bin ve Eylül ayında da bugüne kadar 8 bin civarında multecinin Yunanistan’a geçtiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu sayının son yıllardaki en yüksek olduğuna dikkat çekiyorlar.

Suriye, Irak, İran, Afganistan ve 2016 darbe girişiminden sonra Türkiye vatandaşlarının da bası çektiği mülteciler, Avrupa ülkelerine dağılmadan önceki ilk durakları olan Yunanistan’a büyük umutlarla ayak basıyorlar. Türkiye’nin ABD’den daha fazla taviz koparmak amacıyla gevşettiği düşünülen önlemler hem Türkleri hem de yabancıların Avrupa karasına geçiş yapılmasını kolaylaştırmışa benziyor.

Ayrıca, Türkiye’nin AB’yi sadece Idlib için değil Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolündeki ve ABD’nin askeri varlığı bulunan Rojava dahil olmak üzere Suriye’nin kuzey ve dogusundaki alana inmek için de olası bir destekçi olarak görüyor.

Erdoğan, AB ülkelerine açıkça yeni bir mülteci krizinin önüne geçilmesi için Türkiye’deki Suriyelilerin sınırın Suriye tarafına yerleştirilmesi projesine destek vermesini istiyor. Destek hem maddi hem de siyasi olacak: Yeni yerleşim yerleri için fon; ABD engeline karşı omuz.

2015 yılındakine benzer bir krizi yasamak istemeyen Avrupa, Erdoğan’a istediğini verebilir. Ancak Avrupa Birliği’ndeki mülteci dalgasının önemli etkenlerinden olduğu üyeler arası ilişkilerin seyri, fikirbirliği sağlayacağı hususunda çekincelere neden oluyor. Söz konusu mülteciler olsa bile. (Mugayir)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.