Chernobyl dizisi ve Türkiye’nin nükleer santralleri

İnsan hatasının neden olduğu en büyük facialardan biri olan Çernobil nükleer santrali patlamasının üzerinden 33 yıl geçti. HBO tarafından yayınlanan ve adıyla müstesna Chernobyl dizisi, izleyicilere bir şeyler anlatıyor. Özellikle de Türkiye’deki izleyicilerine…

Tarih 26 Nisan 1986, Sovyetler Birliğine bağlı Ukrayna’nın Pripyat kentinin yakınındaki Çernobil nükleer santralinde güvenlik testi yapılıyor. Amaç, reaktörde oluşabilecek olası güç kesintisine karşı hazırlıklı olmak, bunun için reaktörün gücü senaryo gereği yüzde 25’e kadar indiriyorlar ve beklenen sonuç, reaktörün gitgide soğuması. Ancak, beklentileri boşa çıkıyor, çünkü soğuma gerçekleşmiyor. Yetkililer daha radikal bir karar alarak reaktörün gücünü bu sefer yüzde 1’e indirme kararı alıyorlar ve yerine de getiriyorlar. Bu sefer hiç beklenmedik bir şeyle karşılaşıyorlar; reaktör uyguladıklarının tam tersine her geçen saniye daha da ısınıyor ve milyonlarca insanı etkileyecek olan patlama gerçekleşiyor.

1970 yılında tamamlanan 1 ve 2’ye ek olarak 1977’de inşaatı biten 3. ve 4. üniteler ile zamanına göre oldukça yeni bir santral olan Çernobil, 50 yıllık nükleer enerji geçmişine sahip Sovyetler Birliği’nin yıkılma arifesinde insanlığa verdiği büyük zararın simgesi olarak kabul ediliyor.

Kurulduğu günden, tarihin tozlu sayfalarına karıştığı ana kadar Sovyetler Birliği basın, sivil toplum, her turlu toplumsal faaliyetin devlet kontrolünde olduğu bir sisteme sahipti. Çernobil patlamasından sonra yaşananlar, sorumlu tutacak kurumların ve araçların eksikliğinin ne denli etkilere sebep olduğunun görülmesi icin oldukça önemli. Nitekim, patlamadan sonra SSCB, kendi vatandaşları dahil komşularını nükleer serpinti konusunda uyarmamış ta ki İsveç’in radyasyon tespit etmesi ve sonrasında kaynağın Sovyetler olduğunu teşhis edene kadar.

ÇERNOBİL FACİASI VE TÜRKİYE

Çernobil nükleer santrali faciasında ilk patlamada 33 kişi hayatini kaybetti. Ancak yayılan serpinti ve radyasyon Doğu Avrupa basta olmak üzere Avrupa kıtasının neredeyse tamamını etkiledi. Ayni şekilde Türkiye de en fazla etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Ancak Avrupalı meslektaşlarının aksine, Türkiyeli yetkililer SSCB’lileri izlediler ve radyasyon “ihtimalini” çay içerek yok etmeye çalıştılar.

Dün Türkiye’ye görece uzak bir ülkeden milyonlarca vatandaşın hayatini etkileyen radyasyonu çay içerek reddeden devlet aklı kendini bir adım bile geliştiremeden bugün, nükleer santral inşa ettiriyor. Hem de Sovyetler’in mirasçısı Rusya’ya.

Hiçbir zaman özgür olmayan ancak “idare eden” Türkiye basını, zamanında ortaya atılan nükleer santral fikrine haklı olarak Çernobil örneğini vererek karşı çıktı ya da karar verilmeden önce iyice düşünülmesi gerektiği yönünde öğüt verdi. Kafa sallayan, endişeleriniz anlıyoruz diyen yetkililer, Mersin Akkuyu’da deprem kuşağı üzerine nükleer santral inşa etmeye karar verdiler. Rusya ile ilişkilerin durumuna göre bir ilerleyen bir duran santral inşaatı, son olarak beton zeminde meydana gelen çatlak nedeniyle birkaç internet sitesinde haberleştirildi. Tahmin edileceği gibi çatlakla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı hatta olayın haberleştirilmesinin önüne geçmeye çalışıldığı iddia edildi.

Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan biri olarak Akkuyu nükleer santrali, zeminde oluşan çatlak, olmayan basın, kolu kanadı kırılmış sivil toplum ve guvenilmemeleri için onlarca gerekçe sayılacak yetkilileri ve Çernobil faciası örneğini göz önüne getirince derin bir endisenin fark etmemesi kaçınılmaz oluyor.

Chernobyl dizisini izleyince ve günümüz Türkiye’sine uyarlayınca ortaya nahoş bir durum çıkıyor. Televizyon dizilerinde 100 yıl önce vefat etmiş bir liderin ağzından nasıl operasyona uğradığımızı ya da geçmisi karanlık bir takım “gazeteciden” uluslararası operasyonlara karşı birlik olma çağrısı işitebiliriz.

Tabiî, her kriz kendi fırsatçılarını da yaratır: Okunmuş aspirin ile radyasyona karşı önlem alan hocalar, yüzlerce insanı kamyonuyla kurtaran kadın ve en önemlisi Nükleer Özel Hareket (NÖH) isimli bir oluşum bekliyorum.(Mugayir)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.