Avrupa Bir Zamanlar İslamı Sevdi 2/2

1889 yılında birden fazla dil bilen, İngiliz-Macar bir oryantalist olan Gottlieb Wilhelm Leitne tarafından İngiltere’nin Woking kentinde kurulan Şah Cihan Cami, bir süre sonra terk edilir. İslamla Kırım savaşına tercüman olarak katılmasıyla tanışan Leitne, İslam inancını benimsememesine rağmen oldukça etkilenir.  Eksantrik kurucusunun ölümünden sonra kullanılmayan cami, Birinci Dünya Savaşından çok kısa bir süre önce Ahmediye mezhebi takipçilerinden, Hindistan doğumlu avukat Khwaja Kamaluddin tarafından alınır ve bir dizi elden geçirmeden sonra Ahmediye mezhebinin Woking’deki misyonu/camisi olarak kullanılmaya başlanır.

Avrupa Bir Zamanlar İslamı Sevdi / BİRİNCİ BÖLÜM

Londra’nın 30 mil (48 km) güneyinde bulunan cami, Downtown Abbey* döneminin Hristiyan inancı ve modern Batı toplumunun tatminsizliğini paylaşan orta ve üst sınıfından çok sayıda kişinin İslam’ı benimsemesini sağlar. Müslüman olanlar arasından dönemin en çok ses getiren ismi İrlandalı Lord Headley’dir. Rowland George Allanson Allanson-Winn nam-ı diğer 5. Baron Headbley, 1913 yılında Müslüman olur ve Shaikh Rahmatullah al-Farooq adını alır. Dönemin Müslüman olan Britanyalıları için poster çocuğu olarak kabul edilir; Hac ibadeti basında geniş yer bulan Headbley, daha sonra Britanya’nın geleceğinde önemli bir yere sahip olacağına inandığı İslam üzerine çok sayıda makale ve kitap kaleme alır.

Ä°lgili resim
Soldan sağa: Waja Kamal-ud-Din, Lord Headley ve Abdul Mohy Arab

İslamın Yayılması

Açıkça görülüyor ki, İslam, bireysel olarak bazı Avrupalıları, modern dünyanın alışkanlıklarından koparmayı başardı. Hollandalı dermatolog Pieter Henricus, kadınlara günümüzde de yüz kremi ve günlük bakım maskeleri sağlayan bir kozmetik firmasının kurucusuydu. Henricus da bu dönemde İslamı benimseyen ve hac ibadeti için Mekke’ye gidenlerden sadece biriydi. Ünlü çift taraflı ajan Kim Philby’nin babası olan Britanyalı istihbarat subayı Harry St. John Philby, 1930 yıllında Suudi Arabistan’da yaşarken müslüman oldu ve adını Abdullah olarak değiştirdi. Söz konusu dönemde din değişteren bir başka kişi de, Yahudi yazar Leopold Weiss idi, Müslüman olduktan sonra adını Muhammad Asad; bugün, yaşayan en etkili antropologlardan biri olarak kabul edilen oğluna da Talal Asad adını verdi.

20. yy başında Avrupa hükümetleri de daha tolerans sahibiydiler, hatta İslam’a karşı eğilimleri olduğunu söylemek günümüzün eleştirel okuyucuları için bile kavranması zor bir olgu olacaktır.

Birinci Dünya Savaşı boyunca Avrupa’da cephe hatlarında savaşan, kolonilerden toplanmış askerlere (çoğu Müslüman) bağımlı olan Fransa ve İngiltere, askerlerin her türlü ihtiyacını karşılamak için yoğun çaba sarf ettiler. Alaylarda imamlar görevlendirildi ve Müslüman askerler için helal erzak sağlandı: Domuz eti ve şarap yerine; kuskus, kahve ile nane çayı verildi. (Yahudilerden müteşekkil birliklere ise özel muamelede bulunulmadı.)

Almanya tarafında ise Müslüman tutsakların yerleştirildiği Wünsdorf’da bulunan esir kampına, ülkenin ilk camisi inşa edildi. Almanlar, cami inşaatıyla Müslümanlara, Fransız ve İngilizlerden daha iyi davrandıklarını göstermek istediler. Almanya çabalarının sonucu olarak Müslüman nüfusun yaşadığı kolonilerde, iki ezeli düşmanına karşı ayaklanma çıkmasını umuyordu.

wünsdorf mosque ile ilgili görsel sonucu
Esir Müslüman askerlerin yerleştirildiği kampta inşa edilen cami. //Wündsdorf/Almanya-1915//

*Downtow Abbey: Zengin insanların, diğerlerinden üstün olduklarına olan inancını konu edinen tarihsel kurgu. Dizi.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: